Etiket arşivi: İzmir

Şirin köy ŞİRİNCE :)

Urla İskele’de uzuuuun bir kahvaltı sonrası saat 14:00 gibi koyulduk yola, 1.5 saati biraz geçti arabayla Şirince’ye varmamız. 2-3 saatlik mini mini bir gezi oldu bizimki.

İzmir il merkezine 83, Selçuk ilçe merkezine 8 km uzaklıkta Şirince.

Maya Takvimi’ne göre 21.Aralık.2012’de kopacak olan kıyamette güvenli bölge ilan edilmesiyle gündeme gelmişti. O zaman gelememiştik, kısmet bu seneyeymiş 😀

Evet, adı gibi şirin bir yer burası!
sirince-07-photo-by-gezidil

Rivayete göre, özgün adı Kırkınca imiş, zamanında dağlara vuran 40 kişiye ithafen verilmiş isim. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu isim, Cumhuriyet’in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi talimatıyla, Şirince şeklinde resmileştirilmiş.

sirince-04-photo-by-gezidil
filtreli filtreli bir instagram fotoğrafı attırayım araya dedim 🙂

19.yy’da bir Rum kasabası olan Şirince’den, 1923’deki mübadele sonucu Rumlar ayrılmış, Selanik ve Kavala’dan gelen mübadiller yerleştirilmiş.

sirince-09-photo-by-gezidil

Eski Şirince evleri genellikle iki (eğime göre bazen üç) katlı; alt kat ahır ve depo, çıkmalı üst kat yaşam alanı olarak kullanılırmış.
sirince-13-photo-by-gezidil

Köyün meyve şarabı ünlü. Karadutluyu denedim ben. İtiraf ediyorum şarap gibi gelmedi tadı ama güzeldi. Benim için biraz fazla tatlı olsa da 🙂

Bir dolu sokakta sağlı sollu tezgahlar ve dükkanlar var. Ev yapımı sabun ve zeytinyağı özlü krem en fazla satılan ürünler galiba, her yer onlarla dolu 🙂sirince-08-photo-by-gezidil

Ufak alışveriş sonrası Vaftizci Aziz Yahya Kilisesi’ne yöneldik. İçerisinde okul, rahip evi, havuz ve çeşmenin bulunduğu yapı grubunun bir parçası bu kilise. Zamanında inşa edildikten sonra yıkılıyor ve 1805 yılında yeni bir kilise inşa ediliyor. Günümüzdeki yapı ise 1832 yılı onarımından kalan yapı. 1988-1993 yılları arasında Efes Müzesi tarafından restorasyon çalışmaları yürütülüyor. 2015-2016 yılları arasında da yapı restorasyon çalışmaları ile orijinaline uygun hale getiriliyor.sirince-kilise-photo-by-gezidil

Bir de gelin-damat fotoğraf çekimine denk geldik kilisede. Kocaman gülümsemesiyle gelin süperdi-fotoğrafçıya poz verirken, bizi de es geçmedi :))
sirince-03-photo-by-gezidil

Molamızı Cici Şirince Mutfağı‘nın güzel enerjili bahçesinde verdik.sirince-11-photo-by-gezidil

Bu Şirince insana acayip bir enerji veren bir yer! 😀
sirince-01-photo-gezidil

* Urla gezimizle ilgili yazımı okumak isterseniz lütfen tıklayın.
* Urla’dan ayrılıp İstanbul öncesi 1 gece de Alaçatı‘da kaldık. Kaç yıldır uzak kaldığım, eski uğrak  yerimi özlemişim, onu belki sonra yazacağım…
* Alaçatı’ya gelmeden yolda bir kahve içimlik Germiyan‘a uğradık. O da burada 🙂

Başka seyahatlerde görüşmek üzere 🙂

 

 

Germiyan 

Urla’dan Alaçatı’ya geçerken yolumuzun üzerinde kalan bu şeker köye bir kahve içimlik uğradık.
harita2r-germiyan

Mayıs 2016 itibarıyla Türkiye’nin ilk “Slow Food Köyü” Germiyan 🙂
Slow Food 1986’da İtalya’da Carlo Petrini tarafından başlatılan uluslararası bir hareket. Hızlı, ayaküstü yemek alışkanlığına karşı alternatif olarak geleneksel ve yerel yemek ve yeme biçimlerini, yerel ekosistemlerin özelliklerini korumayı teşvik eden hareket. 

Köye girer girmez sağdaki soldaki binaların birçoğunun üzerinde resimler var (çiçek desenleri, slow food hareketi sembolü olan salyangoz, vs desenleri); tüm çizimleri aynı kişinin yapmış olduğunu öğrendik. Hepsine teker teker bayıldık!
germiyan2-gezidil

Kısa bir yürüyüş sonrası kahve içecek yer soralım dedik karşımıza çıkan iki şirineye 🙂 Zeynep ve Esmanur.germiyan3-photo-by-gezidil

Biraz düşünüp dolandıktan sonra bizi tekrar bulup Dilek Özer’in Otantik Köy Evi‘ne götürdüler.
germiyan4-otantikkoyevi-photo-by-gezidil

Püfür püfür terasta içtik kahvelerimizi.
germiyan5-otantikkoyevi-photo-by-gezidil

Sonrasında evi gezdirdi Dilek Hanım bize. Fatmagül’ün Suçu Ne dizisinin çekimlerinde kullanılmış olan oda ile başladık 😀
germiyan7-otantikkoyevi-photo-by-gezidil
Bu oda ve alt kattaki bir oda daha butik otel olarak hizmet veriyor.
germiyan6-otantikkoyevi-photo-by-gezidil

Ve Germiyan’daki kısa molamıza veda ediyoruz.
germiyan10-photo-by-gezidil

* Hemen öncesindeki Urla gezimizle ilgili yazıyı okumak isterseniz lütfen tıklayın.
* Urla’da kalırken gittiğimiz Şirince ile ilgili yazım da burada.

Başka seyahatlerde görüşmek üzere 🙂

 

 

URLA GEZİ REHBERİ

Yıllardır “İstanbul aşığı” diye dolanırken, Mayıs ayında birden gelen “hayat yavaşlatma” kararım çerçevesinde, bir sonraki seneye taşınılacak yer arayışım başladı.

“Büyük şehir olmasın ama aşırı inziva da olmasın, sabah kalkınca en fazla 15-20 dakika yürüyüş sonrasında denize girebileyim, yakında iyi bir hastane olsun, kültür-sanat etkinlikleri de olsun civarda, havaalanına ulaşım kastırmasın” içerikli arayışıma Bodrum olumlu cevap verdi ilk olarak ve fakat “oradaki 2 odalı daire fiyatına Urla’da villa kiralanıyor ve Urla çok güzeeel” cümlelerini birkaç ayrı kişiden duyunca ve Urla da yıllardır görülecekler listemdeyken, hemen öne aldım bu geziyi. Benzer sebeplerle keşfe gitmek isteyen bir arkadaşımı da duyunca Ağustos sonu için mini bir organizasyona geçtik, tatil amacıyla bir arkadaşımız daha katıldı ve yola koyulduk 🙂

URLA HAKKINDA :

İzmir merkeze 35 km uzaklıkta sakin bir ilçe Urla.
urla-cesme-harita-gezidil

Tarihi M.Ö.2000 yıllarına uzanıyor. O devirlerdeki adı Klazomenai imiş. Bu antik kentin kalıntıları Urla İskele’de ve Karantina Adası üzerinde bulunuyor; kazılar hala devam ediyor. 1330’lu yıllarda ilk kez Türk egemenliği ile tanışmış, 14.yy sonlarında Osmanlı topraklarına katılmış. 18.Mayıs.1919’da Yunanlılar tarafından işgal edilen ilçe, 12.Eylül.1922’de işgalden kurtulmuş.

Urla isminin kökeni ile ilgili çeşitli düşünceler var. Ocak 1923’deki mübadele anlaşmasına kadar bölgede yoğun bir Rum nüfusu varmış; ilçenin isminin Rumca’da bataklık, sazlık anlamına gelen “vurla” kelimesinden türetildiği bir düşünce. Evliya Çelebi’nin yazıtlarında ise, şehrin Kıdafe kralının kızı Ulice tarafından kurulduğu ve bundan dolayı şehre “Urli” adı verildiği yazılı. Tabi bu kelime günümüze değişerek Urla olarak gelmiş diye düşünülmekte. Bir efsaneye göre de, eski bir Osmanlı komutanı, sefere çıkmadan önce bir ağacın gölgesinde dinlenirken, yoldan geçen bölge halkından çok kişi “uğur ola” demiş. Başarılı geçen sefer dönüşü buraya gelen komutan bunu hatırlamış ve gölgesinde dinlendiği bu çınarın yanına bir cami yaptırmış. Bu bölgenin adının da “uğur ola”nın kısaltılmışı olarak Urla olarak anılmasını istemiş.

ULAŞIM:
Uçakla gelecekler için: İzmir Adnan Menderes Havaalanı’nda araba kiraladık biz; 3-4 gün bölgedeki köyleri, koyları da gezmek istiyorsanız en pratiği bu. Havalanından çıktıktan sonra ilk olarak Gaziemir (Çevreyolu) tabelasından çıkıp hop navigasyona bağlanıyorsunuz (biz telefondan iPhone maps aplikasyonunu kullandık, Yandex kafamı (ve yolunu) karıştırıyor bazen, bu maps bugüne kadar hiç şaşırtmadı sağolsun). Navigasyona bağlanmayacaksanız öncesinde hangi çıkışları takip edeceğinizi birine sorun, zira hemen direk Urla diye tabela olmadığı için karıştırabiliyorsunuz 🙂 Otoyol sizi, İzmir merkeze girmeden direk bağlıyor Urla yoluna. Yaklaşık 45 dakikada Urla’dasınız!
Toplu taşıma kullanacaklar için: Havaalanından Üçkuyular’a geçiyorsunuz (metro veya otobüs ile mümkün, otobüsle 45 dakika), oradan her 10 dakikada bir dolmuş varmış, dolmuşla Üçkuyular-Urla 45 dakika.

urla-iskele-arasi-yol
Urla merkez – İskele arası ağaçlıklı yol

KONAKLAMA:
Biz pazar yerinin hemen üst kısmında bir yerde kaldık. Sahile 2 dakikada yürünüyordu ama ben size sahile daha da yakın bir yerde kalmanızı tavsiye edeceğim- ana cadde ile deniz arası bir yerde  (haritadan otel yeri bakacak olursanız diye isim vereyim: M.Fevzi Çakmak Caddesi ile sahil arasında). Zira kara tarafına  doğru ana caddeyi geçer geçmez ıssızlaşmaya başlıyor etraf hafiften, gece eve yürürken tanımadık köpeklerden tırsılabiliyor 😀 Limandaki Urla Pier Hotel‘i çok beğendik.

İSKELE:
Tekneler-deniz-bıcırık binalar kombinasyonuyla “şirin sahil kasabası”na gelmişliği hissettiren liman bölgesi ile başlıyoruz İskele mahallesini gezmeye 🙂img_8623

İskele’de en çok duyacağınız iki isim var. Bunlardan Yorgo Seferis, 1900 yılında Urla İskele’de doğup  büyümüş (ve 1914’de ailesiyle Atina’ya yerleşmiş), 1963 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış bir şair; büyüdüğü ev şu an kendi ismini taşıyan bir butik otel olarak hizmet veriyor. Diğer ünlü isim Tanju Okan; hayatının son 1.5 yılını Urla İskele’de geçirmiş ve vasiyeti üzerine İskele Mezarlığı’na defnedilmiş sanatçının adını taşıyan bir park ve heykel var.

Yorgo Seferis Hotel ile beraber denize yakın kısımda yer alan 3-5 taş bina daha sempatik hale getiriyor İskele’yi, ruh katıyor. Ama internette dolanan birkaç resimden etkilenip etrafı komple eski taş bina sanmayın tabi, hayal kırıklığı olur.

Processed with Snapseed.

Urla tatiline katmer yiyerek başlanır ve bu işin ustası Ünal Kardeşler, dediler ve biz de bavulları otele bırakır bırakmaz soluğu sahildeki Ünal Kardeşler’de aldık 🙂
Katmer deyince her yörede başka bir şey anlaşıldığını öğrenmiş bulundum. Urla’nın katmeri tatlı bir şey değil öncelikle 🙂 Biz ilk gün ıspanak-peynir-kıyma karışık olanı denedik, başka bir gün de patatesli-peynirli olanı; patatesli-peynirliyi daha çok sevdik. Hakikaten güzel ve fakat biraz fazlaca yağlı, baştan söyleyeyim 🙂
unalkardesler3

Kıyı boyunca sıralanan restoran ve kafelerden Denizaltı‘nda serpme kahvaltı müthiş! Yani aslında Urla’da ne yediysek müthişti galiba 🙂
denizalti-urlaiskele

Denizaltı’nın biraz ilerisinde de Denizaltı Port var (familya parsellemiş buraları sanırım 😀 ), mutfağı aynı zaten kahvaltıda, ikinci sabah da orayı denedik bir değişiklik yapıp. Sunumları farklı sadece. Biz püfür püfür deniz kenarı bölümünde oturduk ama kışın gidilirse, kapalı yeri de sempatik. Küçük tatlı detaylarla dolu 🙂
denizaltiport-urlaiskele

“Urla’da Vourla içilir” deyip iki akşam gittiğimiz restoranlarda Yakut dışında şarap bulamayınca, ikinci akşam yemek sonrası soluğu gündüzden pek bir beğendiğimiz (ve fakat kapalı olduğu için giremediğimiz) Berlin’s‘de aldık. Urla Şarapları’nın, Cabernet Sauvignon-Merlot-Syrah-Boğazkere üzümlerinden oluşan fıstığının adı Vourla bu arada…
Tesadüf o gece mekan sahibi evlenmiş, arkadaşlarıyla kutlamalarına denk geldik, Vourla daha da güzelleşti :). Orada yaşansa paso uğranacak yer diye işaretledim Berlin’s’i.
omzr4579

Berlin’s’in önünde bir şarap standı duruyor gündüz kapalı iken, duvarına da “URLA HATIRASI” yazıp, altına da bir sandalye koymuş, önünden her geçen 10 turistten 9’u fotoğraf çektirmiyorsa ben adımı değiştireyim 😛  Biz de yaptık tabi ki :)))
urla-berlins-onunde

Urla İskele’den denize girmedik biz, vakit kalmadı (kahvaltı her gün 3 saat sürünce eh kalmıyor tabi her şeye vakit 😛 ) ama evlerin önünde uzanan sahil şeridi boyunca yer alan merdivenlerle denize inilebiliyor, oldukça temiz görünüyordu. Plaj olarak da Çeşmealtı’nın ters istikametinde, Ünal Kardeşler’den sonra ileride Kum Denizi Plajı var, İskele’de asıl denize girdikleri yer orası.
urla-iskele-harita-b


URLA MERKEZ:
Ege insanı tatlılığı diye bir şey var, net 🙂 Ve fakat bu tatlı insanları çıkarınca bir kuru geldi Urla merkez bana. Ruhsuz geldi binalar. “Deniz dibinde olmasa da binaları gülümsetsin en azından yaşayacağım yerin” diye konuşan iç ses “ı-ıhh” dedi buraya. Tabi bir de kafamda “kış yaz yaşamak isteyeceğim yer” arayışı ile dolaşmamın da etkisi vardır, o gözle bakmışımdır. Kıyafet alırken bile üstüme olmuş nice kıyafeti “ben gibi hissedemedim” diye mağazada bırakıp çıkmış bir hisli olarak Urla merkezi de “ben gibi hissedemedim” sadece, diyeyim aslında 🙂

Bu uyuyan güzeli hissettim amaa 🙂
urla-uyuyan-guzel

Ön araştırmalarımda Sanat Sokağı çok sempatik görünmüştü ve fakat tadilatta imiş, dolayısıyla o güzellikten de mahrum kalmış olduk. Ağustos ayında Bağbozumu Festivali varmış, belki buna denk getirilirse daha keyifli olur merkez 🙂
Ve haydi hop biz İskele’ye, Çeşmealtı’na kaçtık!

ÇEŞMEALTI:
Limanda yüzünüzü denize dönüp sol tarafa doğru kıyı boyunca yürürseniz tahmini 45 dakika sonra Çeşmealtı’ndasınız. Biz ilk gün arabayla gitmiştik, ikinci gün de bir kısmını yürüdük;  sıkıldığınız yerde dolmuş/otobüs geçiyor, atlayabilirsiniz. Çeşmealtı’nın kullanabileceğimiz sahili başlamadan önce birkaç kamp var, o kısımlarda sahilden geçemiyoruz ne yazık ki. Sonrasında İskele’dekilere göre bir tık daha lüks görüntülü evlerle, İskele’ye benzer mantıkta bir kıyı başlıor; dizi dizi müstakil evler (kimisi site halinde), arada yol, ve denize inen merdivenler. Burada bir hoşluk yapılıp mini kumsal şeridi yaratılmış yol boyunca 🙂
img_8736
Üzerinde hasır şemsiyeler, kaldırımda düzenli aralıklarda banklar var. Kumla deniz arasındaki beton şerit üzerine de dizi dizi ahşap tablalar konulup bank haline getirilmiş; havlu yayılıp nefis güneşlenilir üzerinde. Ben, denize girmeden önce artistik instagram fotoğrafı için kullandım bir tanesini 🙂
14192650_10154114212339219_2005423287306810491_n

“İskele’den daha çok sevdim burayı” diyordum ki tam, kışın bildiğimiz “boş” kaldığını öğrendim. Yazlık yeri imiş burası. E n’apalım, ben de yazın gelirim, diyerek Urla’ya taşınma olayımı tamamen rafa kaldırarak geziye devam ettim 🙂

İlk gün akşamüstü denize bu kıyı boyundan girip, evlerin bittiği yerde başlayan sıra sıra cafe-restoran grubundan Mia Cafe‘ye oturduk bir şeyler içmek için. (Dipnot: bu kıyı boyunca duş aramayın, yok 🙂 )  Islak bikiniler tuvalette değiştirildikten sonra, acıktığımızı hissedip bir şeyler yemeye karar verdik. İyi ki de vermişiz; sardalya buğulama müt-hiş idi!
img_8737
Çalışanlar da süper tatlı, ne yesek müthiş, keyifler gıcır derken üstüne bir de nefis sesli genç bir çocuk canlı müziğe başlayınca, bir şey içmek niyetiyle oturulan yerden gece yarısı kalkabildik.

img_8763
ÇEŞMEALTI GECE HALİ

Diğer bir akşam da yemeği Kıvırcık‘da yedik. Dekorasyonu “kadın eli değmiş” denilen tarz bir sempatiklikte; melek figürleri vs. Deniz böreği güzeldi. Levrek ve çipura dışındaki balıklar sadece kızartma olarak vardı, o seçimimizi kastırdı biraz. Karides kızartma yedik biz de; tazecik idi.
img_9062

Gece pazarını da atlamayın 😉
img_8765

Bu meleği oradan aldım, getirdim 🙂
idil-melek-cesmealti

YAKIN KÖYLER,  KOYLAR, PLAJLAR :

AKKUM PLAJI (ÖZBEK KÖYÜ)
Urla İskele’den arabayla yaklaşık 20 dakika mesafede, Özbek köy merkezinin içinden geçerek gidiliyor. Şezlong vs kiralayabileceğiniz, yeme-içme imkanı bulunan halk plajı. 2 şezlong & 1 şemsiye için 20 TL verdik. Tuvalet 1 TL, duş 3 TL 🙂 Sahilde bir de oraların ünlüsü Akın’ın Yeri var (balık restoranı), biz akşam yemeği için Çeşmealtı’na döneceğimizden ve sahilin tadını çıkarmak istediğimizden gün batımına karşı patates kızartması & bira ikilisiyle takıldık. “Su oldukça sığ” demişlerdi, hafife almışız; denizin içinde yüzebilecek derinliğe ulaşmak için bu kadar uzun yürüdüğüm başka bir yer hatırlamıyorum :))
akkum

BU KEZ UĞRAMASAK DA LİSTEMİZDE OLANLAR:

KARANTİNA ADASI
Eski tarihlerde, veba, cüzzam gibi salgın hastalığa tutulan kişilerin karantina altında tutulduğu ada imiş bu. Eski İon kenti Klazomenai’ye ait kalıntılar da görülebilir.

DEMİRCİLİ KÖYÜ
Nefis denizi varmış ama çivi gibi soğuk suyu var deyince deniz kısmına eşlik etmek isteyen arkadaşıma uymadı, biz de rotamızı başka tarafa kırdık. Urla’ya 18 km mesafede bir köy. Bir dahaki sefer için listemde 🙂

BADEMLER KÖYÜ
Urla’ya 9 km uzaklıkta, bölgede ilk tiyatro salonu olan, okuma-yazma oranının yüksekliği ile ünlü köy.

BARBAROS KÖYÜ
Haziran 2016 itibarıyla başlamış olup her sene Haziran’ın ilk haftası yapılması planlanan Barbaros Oyuk Festivali‘ni yazalım kenara 😉

SEFERİHİSAR
İzmir’in, il merkezine yaklaşık 45 km uzaklıktaki ilçesi.
Türkiye’nin ilk  Cittaslow‘u (yani sakin şehri). İtalya’nın dört küçük kentinin belediye başkanlarının 1999 yılında bir araya gelerek Slow Food hareketini kentsel boyuta taşımak amacıyla kurulmuş olan bir dernek aslında Cittaslow. İtalyanca citta (şehir) ve İngilizce slow (yavaş) kelimelerinden türetilmiş ismi. Kuruluş amacı, kentlerin kendi kimliklerine sahip çıkarak küreselleşme sonucu ortaya çıkan aynılaşmanın önüne geçilmesi. Bir kentin Cittaslow olması için Cittaslow felsefesine uygun hareket etmesi, nüfusunun 50.000 altında olması ve kurula sunduğu başvuru dosyası üzerinden yapılan değerlendirmeden geçer puan alması gerekiyor. 2009 yılında alıyor Seferihisar bu ünvanı.

SIĞACIK:
Seferihisar’a bağlı mahalle. Deniz kıyısında.

Şarap bağlarına uzanmak isteyen olursa http://www.urlabagyolu.net sitesinde, bölgedeki çeşitli bağlarla ilgili bilgi bulabilir.
urlabagyoluharita.png

 

  • Urla’ya 1.5 saat kadar mesafedeki Şirince‘ye de gittik altımızda araba varken. Onu ayrı yazdım, okumak isterseniz lütfen tıklayın.
  • Urla’dan ayrılıp İstanbul öncesi 1 gece de Alaçatı‘da kaldık. Kaç yıldır uzak kaldığım, eski uğrak  yerimi özlemişim, onu belki sonra yazacağım…
  •  Alaçatı’ya gelmeden yolda bir kahve içimlik Germiyan‘a uğradık. O da burada.

 

Başka gezilerde görüşmek üzere 🙂